FARKLI BİR DUYGUYMUŞ CENNETTEN HABER GELDİ SANKİ. YÜZÜMÜ ŞİMDİDEN GÜLDÜRDÜN EVLAT. NE GÜZEL BİR DUYGUYMUŞ HİÇ DUYMADIĞIM SESİNİ HAYAL ETMEK. NE HARİKA BİR DUYGUYMUŞ SAÇLARINI HAYALLERİMDE OKŞAMAK. GÜNLER GECECEK VE SEN DOĞACAKSIN EVLAT. SENİNLE TEKRAR ÇOCUKLUĞUMUZA DÖNÜP DUNYAYİ YENİDEN KEŞFEDECEĞİZ. SENİNLE GÜN GÜN BÜYÜYÜP GÜN GÜN GELİŞECEĞİZ. SEN GELECEKSİN BİZE DUA GELECEK. BİZE ŞÜKÜR GELECEK. BİZE MUTLULUK, BİZE HUZUR GELECEK. OKUMA YAZMAYI ÖĞRENECEĞİZ BERABER. OKULA GİDECEĞİZ. NOTLARI SEN DEĞİL BİZ ALACAĞIZ. BELKİ ELİNDEN TUTUP CAMİYE GİDECEĞİZ BİRLİKTE. SEN BANA BAKARAK ÖĞRENECEKSİN NAMAZ KILMAYI. BEN SANA BAKARAK ÖĞRENECEĞİM ŞÜKÜRLER OLSUN DEMEYİ. SEN BAŞARILI OLACAKSIN BİZİM GÖĞSÜMÜZ KABARACAK. ÜNİVERSİTEYE GİDECEKSİN MEZUN OLURKEN KEPİ GÖZYAŞLARIMIZ İÇİNDE ATACAKSIN. SEN BİZİM HEP GURURUMUZ OLACAKSIN. GELECEK UMUDUMUZ GEÇMİŞ ANILARIMIZ OLACAKSIN. BİZ SANA HAYRAN SEN BİZE SADIK BİR...
Takım elbisesini bile çıkarmadan öylece yatağına uzandı kravatı gevşetti tavana gözlerini dikti... Tavanda Zeynep'in yüzünü görüyordu sanki. Bir daha nerede denk gelecekti. Görmek için can atıyordu. Sabah oldu kafasını toplayamadan dükkana gittiler. Dalgın ve tuhaf hareketleri vardı Mehmet'in. Recep usta farketti durumu fakan utanmasın diye birşey demiyordu. Günler rutin devam etti. Bir zaman sonra okul için dönecekti. Gitmeden ablasını da görmek istedi. Sabah ablasının olduğu karşı köye gidecek hem ablasını görecek hem de Zeynep'in hakkında bilgi sahibi olacaktı. Belki de görebilecekti. Sabah ablasının evine vardı eniştesi ablası güzel güzel sohbet ettiler. Eniştesi darısı sana okulu bitir de evlendirelim dedi. Bak amcamın kızı var Zeynep tam sana göre dedi. Mehmet neye uğradığını şaşırdı. Birşey diyemedi. Eniştesi hatta çağıralım gelsin tanışın dedi. Telefonu aldı Zeynep'i aradı. Konuştular telefonu kapattı ve on dakikaya geleceğini söyledi. Mehmet yerinde duramaz ...
Sabah bahçeden gelen horozun sesiyle uyandı. Gözlerini ovaladı, yatağında doğruldu etrafına baktı. Bu hayatına son derece alışmıştı. Ayaklandı lavaboda yüzünü yıkadı. Buğday torbasından bir çanak buğdayı aldı ve kapıya çıktı kümesin tel örgüsünün üzerinden serpeledi. Tavuklar kendine has sesiyle hızla buğdayları yemeye başladı. Bahçesinde bulunan domateslerden, salataliktan topladı büyükçe bir kaseye koydu. Kümese girdi yumurtaları aldı. Mutfağa gidip onları güzelce hazırladı. Evin yan tarafında bulunan çardak denize bakıyor üzeri yapraklı dallar ile gölgelik yapılmış muhteşem deniz manzarası vardı. Kahvaltıda yiyeceklerini bir tepsiyle getirdi masaya oturdu ve çayını doldurdu. Denizden gelen dalga sesiyle birlikte rüzgar yüzüne vurdu. Denizin kokusunu derin bir nefesle ciğerlerine doldurdu. Huzuru yerindeydi. Bir çok şeyi unutmuş üzerinden atmıştı. İçinden bir ses haykırmaya başlamış ve kulaklarını sağır edecek gibi oluyordu. Yalnızdı... Yalnızlığına çare yoktu. Buket öl...
Yorumlar
Yorum Gönder