ENKAZ

İşten gelmiş yemeğini yedikten sonra kanepeye uzanıp eşinin getirdiği çayı içecekti. Televizyonda haberleri açmış memlekette olan biteni izliyordu. Yorgundu birkaç saat eşi ve iki çocuğuyla zaman geçirip uyuyacaktı. İbrahim kırklı yaşlarında, on yaşında oğlu dört yaşında kızı vardı. Orta gelirli sakin bir ailenin emektar reisiydi. Eşiyle ve çocuklarıyla vakit geçirmekten son derece keyif alıyordu. Karısı diğer kanepede oğlunun ödevlerine yardım ediyor, İbrahim de kızını kucağına almış saçlarını okşuyordu. Herşey sıradan bir akşam olacakmış gibi gidiyordu. İbrahim bardağını alıp çayını yudumlayacaktı ki çay kaşığının şıkırtısını farketti. Öyle bir an yaşanıyordu ki şıkırtı yerini dalga dalga sarsıntıya bıraktı bina beşik gibi sallanıyor, bir güç sanki onları yerin dibine çekiyordu. Eşine " yere yat! " diye haykırdı. Saniyeler içinde her yer karanlık toz ve çığlık içinde kaldı. Beton yığınlarının altında kalmışlardı. ...