Düğün günü gelmişti. Mehmet takım elbisesini giyiyor saçını düzeltiyordu. Fatma gelinliği giymiş ailesiyle bu evde son anlarını geçiriyordu. Herkes mutlu ama bir o kadar da hüzünlüydü. Mehmet içeri girdi. Beyazlar içinde ablası kanepenin ortasında oturuyordu. Zahide Fatma'nın yanında ellerinden tutmuş ağlıyor, Recep usta yan koltukta suskun yere bakıyordu. Davulun sesi ve araba konvoyu evin önüne gelmişti. Zahide kızının duvağını örttü ve Recep usta kızını koluna takıp kapıya çıkardı. Damat Arif ve yakınları kapıda bekliyordu. Dualarla tekbirlerle kızı damata teslim ederek vedalaştı. Düğün yerine geçtiler. Güzel bir düğün oluyordu. Arif iyi huylu bir gençti. Fatma'yı da seviyordu. Mutlulukları yüzlerinden okunuyordu iki gencin. Mehmet misafirlerle ilgileniyordu. Biraz zaman geçtikten sonra bir aile yaklaştı düğün alanına bir adam bir kadın ve genç bir kız... Mehmet hoşgeldiniz diyerek içeri buyur etti. Beyninden vurulmuş gibiydi. İlk defa böyle bir şey hissetmişti. Sim...
Orakla ekin biçiyor, Fatma da ekinleri deste yapıyordu. Daha 6 aylık evliydiler. Ali askerden gelmiş babası onu hemen Fatma'yla evlendirmişti. Mutluydular. Herşey yolunda gidiyordu. Hava çok sıcak, Ali'nin yeni yeni çıkan bıyıkları terliyordu. Sırtında beyaz renkte gömlek terden kemikleri sayılır zayıflıkta sırtına yapışmıştı. Fatma kocasının yanında onu aşkla izliyordu. Ekinler biçilmiş artık buğday olacaktı. Herşey istedikleri gibiydi. Bu sene hasat da iyiydi. O gün eve huzurlu gittiler. Bu yıl kış rahat geçecekti onlar için. Sabah erkenden uyandılar. Hasat toplama ve parayı cebe koyma umuduyla tarlanın yolunu tuttular. Yüzleri gülerek tarlaya geldiler. Fakat bir şok yaşadılar. Heryer simsiyah dumanlar tütüyordu. Ali feryat figan koştu tarlaya. Fatma dizleri üstüne çökmüş ağlıyordu. Bu onlar için büyük bir yıkım oluşturmuştu. Neredeyse aksama kadar hiç konuşmadan oylece kalakaldı ikisi de. Akşam evde de aynı sahne vardı. Ali'n...
Takım elbisesini bile çıkarmadan öylece yatağına uzandı kravatı gevşetti tavana gözlerini dikti... Tavanda Zeynep'in yüzünü görüyordu sanki. Bir daha nerede denk gelecekti. Görmek için can atıyordu. Sabah oldu kafasını toplayamadan dükkana gittiler. Dalgın ve tuhaf hareketleri vardı Mehmet'in. Recep usta farketti durumu fakan utanmasın diye birşey demiyordu. Günler rutin devam etti. Bir zaman sonra okul için dönecekti. Gitmeden ablasını da görmek istedi. Sabah ablasının olduğu karşı köye gidecek hem ablasını görecek hem de Zeynep'in hakkında bilgi sahibi olacaktı. Belki de görebilecekti. Sabah ablasının evine vardı eniştesi ablası güzel güzel sohbet ettiler. Eniştesi darısı sana okulu bitir de evlendirelim dedi. Bak amcamın kızı var Zeynep tam sana göre dedi. Mehmet neye uğradığını şaşırdı. Birşey diyemedi. Eniştesi hatta çağıralım gelsin tanışın dedi. Telefonu aldı Zeynep'i aradı. Konuştular telefonu kapattı ve on dakikaya geleceğini söyledi. Mehmet yerinde duramaz ...
Yorumlar
Yorum Gönder